ZEHRA BAYDIN       09.01.2010 11:35:39

KADERDEN KAÇILMAZ....

Paylaşmanın asaletini hiç bir zaman bencilliğin çirkinliğine tercih etme,ve öyle bi arkadaş seçki sen onun için ölümü düşündüğünde o senin için çoktan ölmüş olsun….. Padişah ve Evlilik Vakt-i zamanında padişahın biri 40 yaşlarına gelmesine rağmen henüz evlenememiş ve çok mutsuzdur. Bütün ülke halkı ve ülke zenginligi emrinde olmasına ragmen, hiçbir şeyden zevk alamaz hale gelmiştir ve dünyasına küsmüştür. Sarayda emrinde olan herkes ve ülke halkı padişahın bu durumuna çok üzülmekte ama ellerinden birşey gelmemektedir. Padişahın evlenebilmesi için ne yapılırsa yapılsın padişah hiç bir kız veya kadında karar kılmaz, beğenmez ve bir türlü evlenemez. Birgün canı çok sıkılır ve vezirini yanına çağırarak kendisinin atını ve yanında kendisine yetecek kadar da azık hazırlanmasını emreder. Vezir sorar; Padişahım hayrola nereye gideceksiniz, nedir bu hazırlıklar böyle ? Padişah der ki; bir müddet kendimi dağa taşa vurup yalnız kalmak istiyorum, artık bu duruma katlanamıyorum. Biraz kendimle başbaşa kalmak istiyorum, bir müddet beni aramayın der. Vezirin padişaha itiraz edecek hali yoktur, hemen hazırlıkları yaptırır ve padişahı yolcular. Padişah artık atı ile başbaşadır, nereye gittigini dahi bilmeden kendisini yollara vurur. Epey gün dağlarda ormanlarda dolanıp durur. Bu gezintisinin dördüncü gününde dağlarda dolaşırken; Bir manzara ile karşılaşır. Hemen az ileride çok yaşlı, nur yüzlü bir ihtiyar görür, bu ihtiyar kişi yerde oturmuş ve hayvan derisi üzerine birşeyler karalamaktadır. Yaşlı adam padişahı görür görmez hemen yazdığı şeyleri saklamaya çalışır. Yaşlı adamın bu telaşı padişahın dikkatini çeker ve hemen adamın yanına yanaşır. Padişah at üstünde, adam yerde çömemiş vaziyette... Padişah seslenir adama. Heyy sen ne yazıyordun bakayım diye sorar. Fakat yaşlı adam kendinden emin bir tavır ve cesaretle padişahın kim olduğunu bilmeden cevap verir... Sanane be adam, seni ilgilendirmez. Padişah hiddetlenir ve yaşlı adama tekrar seslenir; Ben padişahım, sorduğum soruyu cevapla hemen, ne yazıyordun söyle hemen der. Yaşlı adam yine takmaz padişahı... söyleyemem sırdır der. padişah kılıcını çekip atından iner ve yaşlı adamın tepesinde durur. Son kez soruyorum, eğer beni cevaplamazsan boynunu uçururum der. Yaşlı adam bakar durum vahim, etme eyleme oğul, ben ne yazdığımı söylersem zaten yaşayamaz ölürüm diye cevaplar. Padişah üsteler... eğer sen söylemezsen yine öleceksin ver şu yazdığın şeyleri bana okuyacağım der. Yaşlı adam bakar çare kalmamıştır.. Padişaha sırrını açıklamaya karar verir, dur oğul anlatayım der. Padişah bekliyorum hadi çabuk anlat ..!! diye bağırır. Yaşlı adam cevap verir... oğul ben kaderleri yazmakla görevlendirilmiştim onları yazıyordum. Padişah bu cevaba hem şaşırır hem kızar.. Sen benimle dalgamı geçiyorsun bre gafil diye yaşlı adama bağırır. Kaderleri yazmak ne ola ki; bu işle nasıl sen görevlendirilirsin diye sitem eder. Yaşlı adam cevaplar... yemin ederimki ben bu işle görevlendirilmiştim der. Ancak kimin kaderini önceden açıklayacak olursam ardından ölürüm, bu sebeple fazla soru sorma bana diye yalvarır. Padişah daha da meraklanarak bağırır.. hadi bakalım o zaman söylede öğreneyim, ben hala bekarım kaderimde hangi kadın var, kiminle evleneceğim ben diye sorar adama. Yaşlı adam der ki ; ama bu sırrı açıklarsam yaşayamam... Padişah, ben onu bunu bilmem söylemezsen ben kelleni uçuracağım zaten der. Yaşlı adam naçar bir durumdadır... ve sırrı açıklamaya karar verir. Padişaha der ki ; dur bakalım senin için bana ne emredilmişti ve ne yazmıştım birlikte bakalım. Padişah tamam hadi söylede bir an önce kaderimin kim olduğunu öğreneyim der. Yaşlı adam önceden yazmış olduğu deri parçalarını karıştırır ve padişaha ait olanı bulur. ve okumaya başlar... senin kaderin filan obada çobanlık yapan falan kişinin yeni doğmuş kırk günlük kızıdır der.. Padişah dahada gür bir sesle.. Sen delimisin be adam, benim gibi kırk yaşında birinin kaderi nasıl yeni doğmuş bir bebek olabilir der. Yaşlı adam... valla bana emredilen ne ise ben onu yazmakla mükellefim, kaderinde ne varsa onu göreceksin der. Padişah iyice zıvanadan çıkar ve ben böyle bir kadere razı gelemem, kırk günlük bir kız benim kaderim olamaz diye bağırır ve ardından ekler. Ben şimdi gidip benim kaderim olarak yazılan o kızı ellerimle öldüreyim de gör bakalım kader nasıl engellenirmiş der. ve padişah atına atladığı gibi tozu dumana katarak yaşlı adamın yanından uzaklaşır. Yaşlı adam ise vermemesi gereken bir sırrı açıkladığı için padişahın ardından yere yığılıp ölür. Padişah kendisine tarif edilen obaya gelir... yüksek bir tepeden obayı inceler ve sonunda obaya iner. Tarif edilen adamın çadırının hangisi olduğunu sorar etraftan birine. verilen tarife uyan çadırı bulur ve içeri girer, çadırda kimse yoktur. Aile resi olan adam çobanlık yapmak için yayladadır, karısı ise dere kenarında çamaşır yıkamaya gitmiştir. Çadırın içinde bir beşik vardır ve içinde yeni doğmuş bir kız çocuğu uyumaktadır. Padişah; bana kader olarak yazılan kız çocuğu bu olmalı herhalde deyip, kaderinden kurtulmak için kızı öldürmeye karar verir. Kuşağıdan kamasını çıkardığı gibi uyuyan kızın gögsünden başlayıp, göbegine kadar olan bölümü keser ve hemen çadırı terk edip gider. Kızın bağırsakları bile dışarıya çıkmıştır, aradan fazla bir süre geçmeden kızın annesi çadıra döner ve gördügü manzara karşısında kanı tutulur. Çadırdan fırlayıp yardım ister etraftan.. koşarlar birileri yardımına hemen. O zamanlar doktor hastane filan olmadığından, kızın bağırsaklarını tekrar karnının içine toplayıp çuvaldız ile egreti olarak dikerler. Öldürmeyen Allah öldürmemiştir, Kızın kaderine varması için yaşaması gerekmektedir ve kız kurtulur. Padişahta artık sarayına dönmüştür... epey zaman geçer padişah artık neredeyse 60 yaşlarına varmıştır ve henüz bekardır. Birgün dere kenarına inen padişahın, gördügü manzara karşısında dili tutulmuştur. Aman yarabbi dere kenarında bir kız var, yaşı 18-20 arası. Padişah kızın güzelligini görür görmez onunla evlenmeyi düşünür ve kafasına koyar. (Kader olacak ya, Allah güzel göstermiştir gözüne) Padişah kıza yanaşır ve benimle evlenmeni istiyorum, ben padişahım der. Kız boyun eger padişaha, karşı durması mümkün degildir, nasıl emrederseniz padişahım der. Padişah kızın, 20 yıla yakın önce elleriyle öldürmeye çalıştığı kız olduğunu bilemez haliyle. Padişah kıza der ki; hemen anneni, babanı bilgilendir seni onlardan isteyeceğim ve karım olacaksın. Neyse söz uzamadan, kızın ailesinden ister kızı padişah ve evlenmeleri için hazırlıklar yapılır. Bütün ülke bayram yerine dönmüştür, artık padişahları evlenecektir. Dügün dernek kurulur ve sonunda padişah evlenir. Gerdek gecesi gece karanlığında hanımına yanaşır, ve ona sarılır Fakat birşey padişahın dikkatini çekmiştir... kızın vücudunda gögsünden göbegine kadar bazı topluklar ve büzülmeler vardır. Hemen sorar; nedir senin vücudundaki bu izler der hanımına. Hanımı cevaplar; sorma padişahım.. ben daha kırk günlük bir bebek iken, zalimin biri çadırımıza girip benim beni bıçakla öldürmeye çalışmış, ama Rabbim öldürmemiş der. Padişah bunu duyar duymaz yatağından fırlayıp, hemen seccadesini serip namaza durur. Ve namaza başlamadan , şu sözleri mırıldanır YARATICIsına ... Eyy Rabbim; senin yazmış olduğun kaderden kaçılamayacağını bilemedim, beni affet diye yalvarır. ve sabaha kadar kendisini affetmesi için Allahına secde eder padişah.

Cansu Damlabal       21.06.2009 14:49:42

Yazıköy Muhtarlığına

İyi günler.İnternette gezinirken tesadüfen sitenize rastladım.Köyünüzü çok sevdim.Özellikle 2007 ve 2008 yılı Keşkek Festivalinizi izledim.Nasip olursa bu yaz hem Safranboluyu hem de Yazıköyünüzü ziyaret etmeyi babamdan karne hediyesi olarak istedim.Özellikle Keşkek Festivalinizde bulunmayı ve keşkekinizi tatmayı çok istiyorum.Daha önce Karabüklü bir arkadaşımdan keşkekinizin namını duymuştum.Bu sene yapacağınız Keşkek Festivalinin tarihi hakkında,sitenizde ayrıntılı bilgilendirme yaparsanız çok sevinirim.Görüşebilmek ümidiyle Hoşçakalın.

adnan sönmez       28.02.2009 19:47:03

hemşerilerime selam

yazı köyün sitesi çok güzel olmuş herkesin ellerine saglık

erdoğan şahin       10.01.2009 14:03:25

İSRAİLİ BOYKOT

2009 başlayan bu savaş olayı tüm Müslüman kişilerin acı larını arttırdı filistinli çocukları katleden işgalci İSRAİL israil in arkasında olan ABD ye yardım etme denen kampanyada ABD ve İSRAİLürünleri vardır. bu ürünler şunlardır;AMWAY,COCACOLA,CARREFOUR,KNOR,CAPPY, LİPTON,FANTA,NESTE,DANONE,NESQUİK,MAGNUM,HUNCA MAGGİ,ALGIDA,COLGATELOREAL,CARTEDOR,NESCAFE, ORKİD,CİF,PRİMA,UNİLEVER,PİZZA HUT,ARİEL,GOLINION,OMO,KOROPLAST,VICHT,HACI ŞAKİR,SİGNAL,PANTENE,SCHWEPPES,HUGGIES,DOVE, MALBORO,NOKIA,PUMA,ADİDAS,LEVIS,BECEL,PHILIPS,ALARKO,PARLIAMENT,LM,PROFİLO,FOX TV,SIEMENS,MURATTI,NATIONAL GEOGRAPHIC,GENERAL ELECTRİC,BOSCH,İNTEL İNSİDE,CNN,VAKKO,SANA,DOMESTOS,PERSİL dir bu ürünlerden almamaya dikkat edelim müslüman derdi ile dertlenmeyen bizden değildir

ibrahim atik halaç       20.12.2008 12:13:13

diyanetin yayınladığı hurefe listesi

9 aralık 2008 tarihli haber Diyanet İşleri Başkanlığı, hurafelere karşı halkı bilinçlendirmek amacıyla harekete geçti. Diyanet,21. Yüzyıl Türkiyesinde Hurafeler" adı altında hazırladığı kitapta, halkın yanlış bildiği inanışları açıkladı. Diyanet, cenazenin 7., 40., 52. gecesi ile ölüm yıldönümünde hatim ve mevlit okutmayı, türbe ve yatırlardan medet ummayı, yeni doğan çocuğun dindar olması için göbek bağının cami avlusuna bırakılmasını hurafe saydı. Diyanete göre nazar boncuğu ve muska takmak, loğusa kadını kırkı çıkana kadar yalnız bırakmamak, cami duvarını öpmek, iki bayram arası nikahı uğursuzluk saymak da hurafe. "BİLGİSİZLİK, HURAFELERİN TUZAĞINA İTER" Diyanet İşleri Başkanlığı, hurafelere karşı savaş açtı. Halkı hurafelere karşı bilinçlendirmek için kolları sıvayan Diyanet, bu amaçla "21. Yüzyıl Türkiyesinde Hurafeler" adı altında kitap hazırladı. Kitabın giriş bölümünde mantıki tabanı olmayan, gerçek hayatla ilişkisi bulunmayan inanç ve uygulamaların izlerinin tüm dinlerde görülebileceğine işaret edilerek, bilgisizlik, yalnızlık, çaresizlik, zorda kalmışlık, korku, üzüntü, hastalık, sıkıntı ve felaketlerin insanları hurafelerin tuzağına ittiği kaydedildi. Bilgisizliğin, batıl inanışların, mesnetsiz yorumların ve çarpık anlayışların düşünce dünyasında kök salmasına zemin hazırladığına vurgu yapılan kitapta, "Başkanlığımız, inanç, düşünce ve sosyal hayatımızı etkileyen hurafeler konusuna önem vermiş, toplumu din konusunda ana kaynaklara dayalı doğru bilgi ile aydınlatmayı, dinimizin yasakladığı hurafelerin inançlarımıza karışmaması için gerekli tedbirleri almayı bir sorumluluk kabul etmiştir" denildi. "NAZAR BONCUĞU HURAFEDİR" Diyanet, ışıklı ortamların az olduğu zamanda kesilen tırnağın kaybolması ve çocuklar tarafından yutulması, yiyecek-içecek gibi şeylere karışmasının önlenmesi gibi anlamlı gerekçelerle akşamları tırnak kesmenin iyi karşılanmadığını ancak bunun yerini tamamen dini içerikli etmenlere bıraktığını hatırlattı. "Gece tırnak kesenin başına kötü şeyler geleceğini ve günah olduğunu söylemek hurafedir" diyen Diyanet, insanların nazar değmesinden korkarak, nazar boncuğu takmasını, muska taşımasını da hurafe saydı. "HAYVAN SESİNİ DEPREM HABERCİSİ SAYMAK DA HURAFE" Kitapta, tabiat olaylarının nedenleri ve eşyaların tabiatındaki özellikler bilinmediği için tabiat olayları veya eşyaya insanlar tarafından farklı anlamlar yüklenildiği ve bazı tepkiler geliştirildiği belirtilerek, "Hayvanların çıkardığı seslerin olumsuzluklara işaret etmesi, ay ve güneş tutulmasının kötülüklere ve gazaba yorumlanması ve bir an önce bu durumun değişmesi için silahla atış yapılması, tenekelere vurularak gürültü çıkarılması da hurafelere önemli derecede kaynaklık etmektedir" denildi. Diyanet, insanların bazen inanmasalar bile birtakım hurafelere inanıyor görünmelerinin, onları psikolojik olarak rahatlattığını kaydetti. Günlük gazete, haftalık veya aylık olarak yayınlanan aktüel dergilerde mevcut olan fal köşeleri, televizyonda sunulan medyum programlarının, batıl inanç ve hurafelere neden olduğu vurgulandı. İŞTE DİYANETİN HURAFE LİSTESİ Diyanet, toplumda en yaygın olan hurafeleri aile, uğur ve uğursuzluğa inanmak, cenaze, şifa, türbe-yatır, hıdrellez, baht açılması, namaz, nazar, dua, adak-kurban, misafir, bayram, sihir-büyü-fal, muska, ay ve güneş tutulması başlıkları altında açıkladı. Diyanetin hurafe listesi şöyle: - Ateşe su dökülürse cin çarpar, yiyeceklerin ağzı kapatılmadığında gece onlardan cinlerin yediği anlayışı, - Kuran ve sünnet ile örtüşmediği halde dövme yaptırmak, erkeklerin küpe takması, burçların insan karakterine etkili olduğu inancı, - Türbe, yatır gibi yerlerden medet ummak. Bir yatırın mezar taşına mum yakıp, dilek tutmak, - Sünnet olan çocuğun acısının azalacağına inanılarak sünnet olma anında annesi ve diğer hanımlar tarafından oklava çevirmek, - Yeni doğan çocuğun dindar olması için göbek bağını keserek cami avlusuna bırakmak, - Konuşmayan çocukların konuşabilmesi için cuma namazından sonra müezzin tarafından cami anahtarını çocuğun ağzına sokup çıkarmak, - Yürümeyen çocukların ayaklarına ip bağlayarak cuma namazından ilk çıkan kişiye ipi kestirmek, - Kırkı çıkmamış bir bebeğin tırnakları kesilirse o çocuğun hırsız olacağına inanmak, - Küçük çocukların üzerinden atlanıldığında boylarının kısa olacağına inanmak, - Çocuğu olmayanlara çocukları olması için deve dili veya etini yedirmek, - Çocuk doğan eve 40 gün süre ile et alınmaması gerektiğine inanmak, - Yeni doğan çocuğun kırkı çıkmadan evden çıkarılmaması gerektiğine inanmak, - Boyu ölçülen çocuğun cüce kalacağına inanmak, - Gelinin kucağına erkek çocuk verilince çocuğunun erkek olacağına inanmak, - Loğusa kadının herhangi bir şeyden zarar görmemesi inancıyla, bulunduğu yere süpürge, soğan, sarımsak asmak, yastığının altına iğne, bıçak gibi şeyler koymak, - Loğusa kadını kırkı çıkana kadar yalnız bırakmamak, - Hamile kadınların saçlarını kesmemeleri gerektiğine inanmak, - Nikah esnasında gelin ve damadın birbirlerinin ayağına bakması halinde, önce basanın sözünün geçeceğine inanmak, - Gelin ve damadın üzerine para, üzüm, şeker ve leblebi gibi şeyler atıp, kapıda küp kırmak, - Evlenmeyen genç kızların kısmetinin açılması için müezzine minareden para attırmak, mendil veya eşarp sallatmak, - Baykuş ötmesi, kara kedinin insanın önünden geçmesi, horozun vakitsiz ötmesi, insanların ve araçların önünden tavşanın geçmesinin uğursuzluk sayılması, karganın ötüşünün o bölgeye gelecek belanın işareti olarak kabul edilmesi, - İki bayram arasında nikah yapmak, duaların kabulü için mübarek gecelerde ziyaretgahlarda mum yakmak, gece vakti tırnak kesmek, cuma ve arefe günlerinde çamaşır yıkamak, dikiş dikmek, temizlik yapmak, akşam sakız çiğnemeyi ölü eti çiğnemek gibi kabul etmek, gece aynaya bakmak gibi şeylerin uğursuzluk getireceğine inanmak, - Elden ele sabun, makas, bıçak, iğne ve soğan vermenin uğursuzluğuna inanmak, - Sağ elinin içi kaşındığında para geleceğine, sol elinin içi kaşındığında da para çıkacağına, ayak altı kaşındığında da yola çıkılacağına inanmak, - Cam ve porselen gibi eşyanın aniden düşüp kırılmasını, bir belanın defedileceğine işaret saymak, - Merdiven altından geçmeyi uğursuzluk saymak, - Cenazenin 7., 40., 52. gecesi ile ölüm yıldönümünde hatim ve mevlit okutmak, - Cenazenin alkışlanma uğurlanması, cenazenin arkasından slogan atmak ve çiçek serpmek, cenaze için üçüncü gününde helva ve yemek dağıtmak, kefen arasına dua, ayet ve vasiyetname koymak, ölen kimse için arefe günü kurban kesmek, - Hastanın başı üzerinde tuz gezdirmek, köz söndürmek, kurşun döktürmek, - Dileğin kabulü için ağaçlara bez-çaput bağlamak, türbelere adakta bulunmak, türbe ziyaretlerinden şifa beklemek, - Hıdrellez günü sahile gidilerek kuma veya toprağa ev, araba veya kadın resimleri çizilerek böylece çizilen resimler sayesinde ileride onlara sahip olunacağına inanmak, - Camiye girerken cami duvarını öpmek, - Tekke ve türbelerde kurban kesmek, türbe ve tekkelerden şifa beklemek, mum yakmak, el yüz sürmek, - Misafirin, askere gidenin veya yola çıkanın arkasından su dökmek, - Kahve falına bakmak, falcılara, büyücülere gitmek, - Ay ve güneş tutulmasında silah atmak, teneke çalmak. bu haber 9 aralık 2008 mynet haber sitesinde yayınlanmıştır.daha AYDINLIK günlerde buluşmak dileğiyle

Sayfalar:  [1] [2]

Duyurular


Hava Durumu

Ziyaretçi Sayısı

125319